Dini Dogmaları Anlamak Ve Deşifre Etmek

Din, bir seri halinde dogmatik  ifadelere yani hiçbir şekilde bilinçli sorgulama gereğine ihtiyaç duymaya izin vermeyecek kavramlarla ve davranışlarla doludur.
Ancak kişinin ruhsal veya manevi yaşamını nasıl sürdüreceğine dair ahlaki etik düzlemde değerleri korumaya çalışan tarafları da vardır.

Yaşadığımız 3 boyutlu simülasyon alanı olarak tarif ettiğimiz Dünyada ,yaratılış ve davranışa dair gerçek tasvirlerini bir kenara bırakarak,insanların,dualite yani ikili alanda yarattığı durumların çoğuna dindar bir şekilde zorunlu kalmadan her inanç sisteminde gömülü olan temel dersleri öğrenebileceğini fark etmesi gerekir.

Önemli olan, daha fazlasını elde ederken,hassasiyetle başkalarının da aynı şeyi yapmasına yardımcı olmak, doğru ahlaki davranışlarda; uyum içinde mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamanın temel mesajlarını kişinin bilincinde uyumlanmasını göstermektir.

Kendinizi yüzeysel olandan ayırın ve bu anlatımların,figürlerin ardındaki ezoterik anlamların derinliklerine dalmaya çalışın; çünkü bu yanılsamaların ötesini görmek, ilahiyat ve benlik bilgisi hakkında ortak bir anlayışa ulaşmanızı sağlayacaktır.

Din kelimesi Latince “Religare” kelimesinden gelir ve geri bağlamak, geri tutmak veya sıkıca bağlamak anlamına gelir. Bağlamak, karşıt bir gücün veya uygulayıcının ilerlemesini engellemek veya geri tutmaktır. Bir din, yerleşik dinin dışına düşen tarafları ve anlayış seviyelerini kabul etmediğinden, ilahiyatı anlamaya sorgulamadan sabit katı bir bakış açısı getirir.

Tüm dinler, dış unsurların geri tuttuğu temel bir gerçeği paylaşır ve bundan dolayı, birçok dinin yerleşmiş bazı değerlerin tüm kültürlerde ortak yanlarıyla daha fazla iç içe geçmiştir. Din, bilinç için bir kutudur çünkü bütün resmi görme şansına izin vermez.Sınırlarını koyduğu alanda tutmak ister.
Bir şeyi engellemek zıt gücü geri tutmak olarak kodlanmış bir kavramda sınırların dışına çıkılmaya izin vermediğinde; bilincin beden-zihin-ruh üçlüsüne zorluklar yaşatır.
Sınırlı alan içerisinde ruhun gelişimi ve bilinci açığa çıkması imkansız hale gelir.

Oysa Dünyada tecrübe ettiğiniz yaşam planındaki sınırlı alanın dışında; var olan gerçekliğe çıkıldığında sorgulamaların ve bilincin inşası için verilen emekle elde edilebilecek fazlaca hakikat ve farkların gözüktüğü bilinir.

Bilinç bu sınırlı alanın dışında vardır,canlıdır ve gerçek potansiyeli görmek için senin hareketini bekliyordur.Sınırlı alandaki sayısız döngülerde aradığın cevaplara Dünyada ulaşmakta zorlandığında bazı kısımlar benliğinde eksik kalır ,içinde tanımlayamadığın,anlam veremediğin,cevap veremediğin çokça boşluklar ve soru işareti oluşur ,oysa burada istenilen kendini tamamlamak,tanımlamak ve gerçekliğe bir adım daha yaklaşmaktır.

İslam dini kutsal kitabı Kuran’da bu anlatımlarımıza uyan bazı dogmaları örneklendirebiliriz.
Kuranın içinde belirli temel başlıklar altında yazılan her bir cümleye ayet denmiştir.

Ayet anlamına baktığımızda;Ay kadar açık edilmiş bilgi demektir.Bu anlatım bize Ay’ın mitolojik ve kadim öğretilerdeki metaforik yaklaşımlarına ithaf olduğunu gösterir.Yani ayet yerine cümle diye tarif edilebilirdi,oysa Ay gök cismine hitap edilmiş bir kök kelimeyle tanımlanmıştır.

Kuran kelimesi etimolojik olarak Khor-A,Hora,Kor-A kökünden son haliyle günümüze Kuran olarak gelmiştir.Etimolojik aktarımlar günümüze kadar gelirken sesler değişime uğrayabilir.

Kor hecesi ,Güneşteki ışığı veya ateşi temsil etmektedir.Horasan kelimesi Khor-sun ,Hor-san ,Kor(Işık) Sun(Güneş) ,şeklinde baktığımızda Güneşin Işığı olarak çıkmaktadır.Dolayısıyla Kor-an ,yani Kuranı etimolojik olarak tanımlarsak Kutsal Güneş Kitabı ya da Kutsal Güneş Bilgeliği olarak karşımıza çıkar. Bu da Kuran kelimesinin anlam olarak ifade edilirken kutsal kitap dışında böyle bir tanımlamaya da ne kadar uyduğunu görmemizi sağlar.

Ayrıca Kuran da akletmez misiniz,oku gibi kişiyi sorgulamaya,araştırmaya,farkındalığa çağıran birçok ayette hitaplar varken ;din alimi veya o alanda Arapça analiz eden ,tercüme eden ve o alanda belirli bir akımı savunan tarikat,cemaat gibi yapılarda Dini ;bu şekilde fark etmenin günah,ceza,cehennemlik tabirleriyle kişileri düşük enerji alanında tutmaya,sınırlamaya kodlamaya iten yaklaşımları vardır.

Kutsal kitap da böyle bir davranış biçimi bu şekilde bulunmamaktadır.Buna rağmen din üzerine çalışan bireyler insanların bu farkındalığını görmesini istemez.

Ayet ile Aya,Kuran ile Güneşe ithaf olduğunu incelerken,Dünya Simülasyonun yönetimini yaklaşık 450000 -500000 yıl arası yöneten;fiziki beden formunda da dönem dönem yaşamış Anunaki karanlık varlık grubuyla da ilginç şekilde eşleşen tarafı vardır.

Ay; Nanna-r  başka bir medeniyette Sin adıyla Ay Tanrısı ,Güneş; Ra başka bir medeniyette Marduk ismiyle Güneş Tanrısı sıfatıyla temsil edilirken ,Ay ve Güneşin mistik yöneticileri olarak tabletlerinde ve eski geçmiş tarihin farklı adımlarında karşımıza çıkar.Bu durum etimolojik tanımlamaların da bağ kurduğunu  gösterir.

Bir başka dikkat çeken dini dogma; fiziki kanıt olarak  Şanlıurfa Göbeklitepe tarihi yer altı kazılarında bulunan buluntular ve bölgenin geçmiş dönemden kalma izleridir.

Kutsal kitaplarda;insanlığın ilk atası olarak Hz. Ademi kabul ettiğini düşündüğümüzde Dünyada yaklaşık 6000 yıl önce yaşadığı tespitini yaparken;Göbeklitepe bu ezberi bozmuştur.Yaklaşık 12000 -12500 yıl geriye giderek insan buluntularına ait taş yapılar vb. inşa alanı tespiti yapılmıştır.Yani Hz. Ademden önce; Adem soyundan önce başka insan soyu yaşamıştır.Bu tespitle Dinlerde bahsedilen İlk insan Hz. Adem tanımlamaları akılda soru işareti ve çelişkileri ardında bırakmıştır.

Bu çıkarımlar dini dogmaları anlamak üzerine ilk adımı attığımızda; deşifre edildiği pencerelerde; sınırlamaları görmek anlamak bilmek için bize ipuçları verir.

Dini Dogmaları Anlamak ve Deşifre Etmek

Bu video, yukarıdaki makalede anlatılan tüm bilimsel bulguları görsel ve sesli olarak aktarıyor. İzlemek isterseniz tıklayın.

Paylaş: