İçindekiler
Alüminyum Zararlı mı? Alzheimer, Kanser ve Böbrek Üzerindeki Etkileri
Alüminyum zararlı mı? Mutfakta folyo olarak, eczanelerde antiasit olarak, hatta bazı gıdalarda bile karşımıza çıkan alüminyum, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bir metal. Ancak vücut için gerekli olmayan bu element, uzun vadede sağlık üzerinde ciddi etkilere yol açabilir mi?
Ev eşyalarında, aşılarda, ilaçlarda, renk pigmentlerinde, boyalarda, patlayıcılarda, itici gazlarda ve yakıt katkı maddelerinde bulunur. Seramik, kağıt, ampul, cam ve ısıya dayanıklı elyaf gibi ev eşyaları ve ürünlerinde ise oksitler kullanılır.
Gıdalarda, topaklanmayı önleyici maddeler, renklendirici maddeler, emülgatörler, kabartma tozu (fakat karbonat DEĞİL ) ve bazen soya bazlı bebek mamalarında bu bileşikler kullanılır.
Doğal olarak meydana gelse de, vücudun buna ihtiyacı olmadığını (vitaminler, mineraller ve eser minerallerin aksine) belirtmek önemlidir. Öte yandan, bazı olumsuz yan etkileri de olabilir. Daha derinlemesine inceleyelim.
Alüminyum Nedir ve Nerede Bulunur?
Alüminyum, Dünya kabuğunun %8’ini oluşturur ve Dünya yüzeyinde en bol bulunan metaldir.
Oldukça reaktif bir element olduğu için doğada serbest metal olarak bulunmaz. Bunun yerine, flor, silisyum ve oksijen gibi diğer elementlere bağlıdır. Örneğin, topraklar, kayalar, killer ve safir, yakut ve turkuaz gibi mineraller alüminyumu diğer elementlerle bağlar. Ayrıca havadaki partiküllere bağlanabilir, tatlı suda çözünebilir ve bazı bitkiler onu toprak yoluyla alabilir.
İnsan faaliyetleri, çevremizdeki alüminyum konsantrasyonunu artırır. Asit yağmurları, alüminyumu topraktan suya aktarabilir ve çeşitli endüstriler, bileşiklerini havaya salabilir. Alüminyum metal, alaşım ve bileşiklerini işleyip üreten yakınlardaki madenler veya endüstriler, yüksek çevresel alüminyum konsantrasyonlarına neden olabilir. Kömür santralleri ve yakma tesisleri de çevreye az miktarda alüminyum salabilir.
Günlük Hayatta Alüminyuma Nasıl Maruz Kalıyoruz?
Ortalama bir yetişkin, yiyecekler yoluyla günde yaklaşık 7-9 mg alüminyum tüketir. Et, sebze ve meyve gibi tam gıdalar, toprakta doğal olarak bulunan bir element olduğundan, bu metali az miktarda içerebilir. İşlenmiş gıdalara ise kabartma tozu, topaklanmayı önleyici maddeler ve renklendirici maddeler gibi diğer alüminyum bileşikleri eklenebilir.
Düzenli solunum ve deri yoluyla emilim, insanları bu maddelere maruz bırakır. Ancak, yediğimiz, soluduğumuz veya deri yoluyla emdiğimiz maddelerin yalnızca çok küçük bir kısmı kan dolaşımına girer.
Çalışmalar, vücudun alüminyumun %0,1 ila %0,3’ünü besinlerden, %0,3’ünü ise su yoluyla emdiğini tahmin ediyor. Asidik bir şeyle (alüminyum tavada pişirilmiş domates ürünleri gibi) birlikte alındığında biyoyararlanım artar. Böbrekler yoluyla atılmazsa, kemiklerde, akciğerlerde, kaslarda, karaciğerde ve beyinde depolanır.
Alüminyum Zararlı mı? Vücutta Ne Olur?
İşte tam bu noktada alüminyum tartışmalara yol açıyor. Uzmanlar alüminyumun zehirli olduğunu kabul etse de, hangi seviyelerin güvenli kabul edildiği konusunda tartışıyorlar. Çoğu zaman, kişinin mesleki veya yaşam ortamından maruz kalması akut toksisiteye yol açar. Ayrıca, belirli tıbbi tedaviler gören kişiler de risk altındadır.
Kirlenmiş işyerleri, yaşam ortamları ve tıbbi tedavilerden sonra, aşırı maruziyetin en yaygın ikinci kaynağı alüminyum içeren antiasitlerin, tamponlu aspirinin, kirli gıdaların ve içme suyunun kronik kullanımıdır. Birçok sağlık uzmanı, gerçek tehlikelerin daha uzun bir süre boyunca biriktiğini ve birçok çalışmanın uzun vadeli etkileri ortaya çıkaracak kadar uzun süreli takip yapmadığını savunuyor.
Kimler Daha Fazla Risk Altında?
- Alüminyum tozunun olduğu bir ortamda çalışmak
- Yüksek alüminyum içeren bölgelerde yaşamak (alüminyum madenleri ve işleme tesislerinin yakınında, tehlikeli atık sahalarında veya doğal olarak toprakta yüksek oranda alüminyum bulunan yerlerde)
- Bunu içeren maddelerin içilmesi veya yutulması (örneğin, kronik antiasit kullanımı)
Toksisiteyi Artırabilecek Sağlık Durumları
Bazı sağlık sorunları, belirli bireyleri alüminyum toksisitesine karşı daha duyarlı hale getirir. Uzun süreli diyaliz, böbrek fonksiyonları olan kişileri diyaliz sıvısı veya diğer tıbbi kaynaklar yoluyla metale maruz bırakır.
Ancak son yıllarda kirlenmemiş sıvı kullanımıyla bu durumun görülme sıklığı azalmıştır. Diyalizden kaynaklanan kirlenme olmasa bile, alüminyumun %95’inden fazlası böbrekler tarafından atıldığı için, böbrek fonksiyonları zayıf olan kişilerin bunu vücutlarında depolama olasılığı daha yüksektir.
Alüminyum Zehirlenmesinin Belirtileri Nelerdir?
Şu semptomlara yol açabilir:
- bilinç bulanıklığı
- kas güçsüzlüğü
- kemik ağrısı, kemik deformasyonları ve kırıklar
- nöbetler
- konuşma sorunları
- çocuklarda yavaş büyüme
Alüminyum Uzun Vadede Hangi Hastalıklara Yol Açar?
Tıp, düşük doz alüminyuma maruz kalmanın tehlikesini genellikle küçümsese de, uzun süreli maruz kalmanın tehlikelerine dair kanıtlar mevcuttur. Sürekli maruz kalmanın bilinen uzun vadeli etkileri şunlardır:
Alüminyum Kemik Sağlığını Nasıl Etkiler?
2007 yılında yapılan bir araştırma, “yüksek düzeyde alüminyuma uzun süre maruz kalmanın kemik anormalliklerine yol açabileceğini” ortaya koydu. Vücut, metali yeni kemik büyümesinin olduğu yerlere biriktirir.
Vücut alüminyumu böbrekler veya safra yoluyla düzgün bir şekilde atmazsa, %60’ı kemik dokusunda depolanır. Alüminyuma maruz kalan hayvanlarda kemik zayıflığı ve kırılganlığı artar. Kalsiyum veya magnezyum eksiklikleri bu etkileri şiddetlendirebilir.
Toksisite ayrıca kalsiyum iç dengesini düzenleyen paratiroid hormonunun baskılanmasına da yol açar. Diyaliz hastalarında, yüksek serum alüminyum seviyeleri (30 mg/L’den fazla) kemik yumuşaması ve diğer ilgili bozukluklarla ilişkilendirilmiştir.2.
Sinir Sistemi Üzerindeki Etkileri
Bu sorunlar, istemli ve istemsiz eylemleri gerçekleştirmede zorluk olarak ortaya çıkar ve mesleki maruziyetle önemli ölçüde ilişkilidir. “Nöropsikiyatrik semptomlar” olarak adlandırılanlar arasında koordinasyon kaybı, hafıza kaybı ve denge sorunları yer alır.
Beyinde Birikir mi? Alüminyum ve Nörotoksisite
Hayvanlar ve diyaliz hastaları üzerinde yapılan araştırmalar, Merkezi Sinir Sistemi’ndeki yüksek alüminyum seviyelerinin nörotoksisiteye yol açabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Diyaliz hastalarında, plazma alüminyum konsantrasyonunun 80 mg/L’nin üzerinde olması, ensefalopati (beyin fonksiyonlarını veya yapısını değiştiren herhangi bir beyin hastalığı) ile ilişkilendirilmiştir. Bu verilere rağmen, serum alüminyum konsantrasyonunun beyin hasarıyla ne kadar ilişkili olduğunu değerlendirmek zor olmuştur.
Alüminyum Tozu Akciğerlere Zarar Verir mi?
Büyük miktarda alüminyum tozu soluyan kişilerde öksürük veya anormal göğüs röntgeni gibi solunum problemleri gelişebilir. Alüminyumdan kaynaklanan solunum yolu rahatsızlıkları geliştiren çoğu kişi, iş yerlerinde bu tozun yüksek miktarda bulunmasından kaynaklanır.
Alüminyum endüstrisi çalışanlarında en iyi araştırılmış solunum yolu rahatsızlığı, Potroom Astımı olarak adlandırılır. Bu rahatsızlığın yaygın belirtileri hırıltılı solunum, nefes darlığı ve akciğer fonksiyonlarında bozulmadır.
Mesleki maruziyet sonrası görülen diğer değişiklikler şunlardır: “alveolar proteinozis ve duvar kalınlaşması, yaygın pulmoner fibroz ve interstisyel amfizem” ve bazı nodül oluşumları. Maruziyet ayrıca, ince alüminyum tozlarına maruz kalan işçilerde görülen bir akciğer fibrozu olan Shaver hastalığına da neden olabilir.
Alüminyum Demir Eksikliğini Tetikleyebilir mi?
Alüminyum, özellikle altta yatan demir eksikliği olan kişilerde, vücudun yeni kırmızı kan hücreleri üretme sürecini olumsuz etkileyebilir. Alüminyum ayrıca, özellikle fosfor atılımının artması gibi diğer metallerin metabolizmasını da etkiler.
Diğer Olası Sağlık Etkileri
Alüminyum maruziyetinin tartışmalı hale geldiği alanlar bunlardır ve bu durumlarla olası bağlantısını destekleyen oldukça fazla kanıt vardır, ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Alzheimer Hastalığı
Alüminyumun Alzheimer hastalığına neden olabileceği için kaçınmanız gerektiğini duymuş olabilirsiniz. Ancak araştırmalar çelişkili sonuçlara ulaşmıştır.
Araştırma sonuçlarına geçmeden önce, bu hastalığın beyni nasıl etkilediğini anlamak çok önemli.
Alzheimer hastalığı , sağlıklı nöronları (beyin hücrelerini) korumak için kritik metabolik süreçleri bozar. Bu bozulmalar, beyindeki nöronların düzgün çalışmamasına, diğer hücrelerle bağlantılarının kopmasına ve ardından ölmesine neden olur.
Beyin hücrelerinin ölümü, bu korkunç hastalığın ayırt edici semptomlarına neden olur: hafıza kaybı, kişilik değişiklikleri ve günlük işleri yerine getirememe. Alzheimer Hastalığı hakkında hâlâ anlaşılması gereken çok şey olsa da, 2017 tarihli bir araştırma incelemesi, Alzheimer hastalarının beyinlerinde iki anormal yapı tespit etti: amiloid plaklar ve nörofibriler yumaklar.
İlk olarak 1906 yılında Dr. Alois Alzheimer tarafından tanımlanan amiloid plaklar, esas olarak sinapslarda veya nöronlar arasındaki boşluklarda beta-amiloid adı verilen toksik bir protein-peptidin çözünmeyen tortularına rastlamıştır. Bu plaklar hakkında hala öğrenilecek çok şey var. Hastalığa doğrudan mı neden oldukları yoksa hastalığın bir belirtisi mi oldukları henüz bilinmiyor.
Nörofibriler yumaklar, sinir hücrelerinin içinde bulunan anormal şekilde bükülmüş protein iplikçiklerinden oluşan kümelerdir. Bu yumaklar, nöronların birbirleriyle iletişim kurma yeteneğini bozar. Alzheimer hastalığının bir diğer önemli özelliği, nöronlar arasındaki bağlantıların kaybıdır. Hücreler arası iletişimin engellenmesi, beyin hücrelerine zarar vererek ölmelerine neden olabilir.Nöronlar öldükçe etkilenen bölgeler körelmeye başlar ve beyin küçülmeye başlar, bu da en sonunda ölüme yol açar.
Alüminyum Alzheimer’a Neden Olur mu?
Bazı çalışmalar, yüksek seviyelerde metale maruz kalmanın Alzheimer hastalığı oranlarının artmasıyla ilişkili olduğunu gösterirken, diğerleri arasında bir ilişki olmadığını göstermektedir. Yukarıdaki aynı 2007 tarihli çalışma, içme suyundan maruz kalmanın incelendiği birden fazla çalışmaya işaret etmektedir. Ancak, çalışma tasarımlarının çeşitliliği ve kalite aralıkları nedeniyle verilerin yorumlanması zordur.
Yine de, epidemiyolojik çalışmaların çoğu, içme suyundaki alüminyum seviyeleri ile Alzheimer riski arasında pozitif bir ilişki olduğunu bildirmiştir. Bu, konsantrasyonlar arttıkça Alzheimer vakalarının da arttığı anlamına gelir.
Alzheimer hastalığı olan deneklerin beyin örnekleri üzerinde yapılan araştırmalar, alüminyum konsantrasyonunun genel beyin örneklerinde, nörofibriler yumaklar ve plaklarda kontrol grubuna göre daha yüksek olduğunu bildirmektedir.
Alzheimer hastalarında bilişsel yeteneklerin “sinerjik” olarak kötüleşmesini olumsuz yönde etkileyen durumları şiddetlendirebilir ve mekanizmaları destekleyebilir.
Hayvan çalışmalarında alüminyumun doğrudan enjeksiyonu oksidatif stres belirteçlerini artırmaktadır. Hayvan çalışmalarında, kolesterol seviyelerini etkileyebileceği ve bunun Alzheimer tipi amiloid oluşumunun potansiyel bir düzenleyicisi olabileceği görülmektedir.
Alzheimer hastalarının beyinlerinde lezyon oluşturduğu bilinen moleküllerin kümelenmesini artırabilir. 2002 tarihli bir çalışma, yüksek alüminyum içerikli diyetlerle beslenen farelerde amiloid seviyelerinin arttığını göstermiştir. Ayrıca, farelerde B amiloid peptidinin kümelenmesini desteklediğine dair kanıtlar da mevcuttur.
1991 tarihli bir çalışma, metale maruz kalmanın sitoplazmik nörofilament proteini içeren filamentli yapıların oluşumuna neden olduğunu ve nörofilibar yumakların oluşumunu desteklediğini ortaya koymuştur. Ancak, bazı çalışmalarda çok yüksek seviyelerde alüminyuma maruz kalan sıçan ve farelerde “derin” bir bilişsel bozukluk görülmemiştir.
Kısacası, bu kesinlikle daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyan bir alan. Vücudun bu metale fizyolojik bir ihtiyacı olmadığı ve bazı sağlık sorunlarıyla bağlantısı olabileceği için, bilim daha fazla bilgi edinene kadar bundan uzak durmakta fayda var.
Alüminyum Üreme Sağlığına Zarar Verir mi?
Alüminyumun üreme üzerindeki etkisine ilişkin kanıtlar net olmamakla birlikte, bazı hayvan çalışmaları yavrular üzerinde bir etkiye işaret etmektedir.
Ağızdan uygulandığında, ne erkeklerde ne de kadınlarda üreme kapasitesini etkilemediği görülmüştür. Gebelik sırasında maruziyet ise anne sağlığını veya fetüs ve yenidoğanların gelişimini etkilememiştir.
Ancak büyük miktarlarda alüminyum, doğmamış ve gelişmekte olan hayvanların iskelet ve nörolojik gelişimini geciktirir. Yukarıda fareler üzerinde yürütülen aynı çalışma, gebelik ve emzirme döneminde annelerine alüminyum verilen yavrularda nörolojik davranışsal anormallikler göstermiştir.
Alüminyum Kanser Yapar mı? Meme Kanseri ile İlişkisi
Alüminyum maruziyeti söz konusu olduğunda bu da tartışmalı bir konudur.
Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (DHHS) ve Çevre Koruma Ajansı (EPA), alüminyumun insanlardaki kanserojen potansiyelini değerlendirmemiştir. Hayvan çalışmalarında kesin olarak kansere neden olmasa da, bazı insan çalışmaları alüminyum ile meme kanseri arasında olası bir bağlantı olduğunu ileri sürmüştür.
1984 yılında Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) alüminyumu kanserojen olarak sınıflandırdı.
2012 tarihli bir çalışma, alüminyum bazlı ter önleyicilerin meme kanseri riskini artırabileceğini öne sürüyor. Çoğu meme kanseri deodorant uyguladığımız yerde, yani göğsün üst dış kısmında geliştiği için, ter önleyicilerdeki alüminyum gibi kimyasalların, özellikle tıraş cildi çizdiğinde, deri yoluyla emildiğini varsayıyorlar. Bu kimyasallar daha sonra DNA ile etkileşime girebilir, hücrelerde kanserli değişikliklere yol açabilir veya meme kanseri hücrelerinin büyümesini etkilediğini bildiğimiz kadınlık hormonu östrojenin etkisini engelleyebilir.
Ancak alüminyumun doğrudan etkisini ve meme kanserindeki rolünü tam olarak anlayamıyoruz. 2009 tarihli bir çalışma, vücudun terlemesini engelleyen alüminyum ve diğer endokrin bozucuların, terlemenin vücut için doğal bir boşaltım süreci olması nedeniyle başka olumsuz sağlık sonuçlarına da yol açabileceğini gözlemlemiştir.
Alüminyum Oksidatif Stres Yaratır mı?
2012 yılında yapılan bir çalışma, alüminyumun vücutta oksidatif stres yarattığını ve bunun da kanser oranlarını artırabileceğini ortaya koymuştur. 2012 tarihli bir başka çalışma ise alüminyumun özellikle insan meme hücrelerinde etkili olduğunu göstermiştir. 2001 tarihli bir çalışma ise cilt hücrelerinde aynı olumsuz oksidatif etkiyi göstermiştir. Bu çalışmalar, alüminyumun kansere neden olduğunu kanıtlamasa da, daha fazla araştırma ve endişeyi hak edecek kadar sorunlu olduğunu göstermektedir.
Alüminyum, özellikle beyinde biyolojik olarak birikebilir. 2012 tarihli bir başka çalışma, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi minerallerin yerine geçebileceğini ve bu minerallerin eksikliğine yol açabileceğini göstermektedir.
Alüminyumdan Nasıl Korunulur? Uzman Tavsiyeleri
Bu araştırmaya dayanarak, alüminyumun mümkün olduğunca kaçınılması gereken bir metal kaynağı olduğunu düşünüyorum. İşlenmemiş, tam gıdalar tüketmek ve tamamen doğal kozmetik ürünlerine yönelmek gerekir . Bazı kaynaklar bunun sorun olmadığını iddia etse de, bunun doğru olmayabileceğini gösteren kanıtlar da mevcut.
Alüminyum Zararlı mı? Alzheimer ve Kanser Riski Gerçek mi?
Bu video, yukarıdaki makalede anlatılan tüm bilimsel bulguları görsel ve sesli olarak aktarıyor. İzlemek isterseniz tıklayın.

